13 Ekim 2011 Perşembe

Yürüyüşe başladım yine. En tempolusundan en hızlısından. Ne var ki sonuç alınacak gibi değil durum. Zaman zaman yürüyüşler yaparım ve birkaç ay içinde belirgin kilo veririm fakat bu sefer terleyememe gibi bir sorunum var sanıyorum. Normalde çok çabuk terleyen ve yürüyüş yaptığımda su gibi olan bir bünyeye sahibim.Ama bu sefer sadece nemleniyorum ve yürüyüşten sonra hafiflemiş hissetmiyorum aksine bacaklarım ve ayaklarım şişiyor hızım kesiliyor. Yine de pes etmeye niyetim yok havalar soğuyuncaya kadar devam etmeyi düşünüyorum. Sabahları kızımı okula bıraktıktan sonra sahile iniyoruz arkadaşımla saat 10:00'a kadar yürüyüş bittikten sonra biraz da aletlerde çalışıyoruz iyi geliyor. Hava durumu çok güzel bu aralar, sahil pırıl pırıl ışıldıyor sabah saatlerinde. Sonbahar da olsa bahar havası var dışarıda. Açık hava enerji veriyor insana. Zaten pek severim denizi de deniz olmayan yerde yaşayamam gibi gelir bana. Açık hava, deniz, yürüyüş inşallah işe yarar bu uğraşılar eğer bir sonuç alamazsam çok katı kurallarla kendimi aç bırakacağım yoksa ben beni sevmeyeceğim. Ne yapayım istemiyorum hımbıl hımbıl ağır hareket eden bir beden olmayı. Çevik olmalıyım, hızlı hareket etmeliyim. Bu arada yıllardır çok büyük rakamlar görmediysem de tartıda artık yeteeerrr derecesinde bıkmış durumdayım kilo koruma durumundan hep dikkat hep dikkat. BEN DE KIZARMIŞ EKMEĞİN ÜZERİNE TEREYAĞI VE BAL SÜRMEK İSTİYORUMMMM...............ve neden se aaaa kilo almak istemiyorum :)))

25 Eylül 2011 Pazar

Bu dünyaya sevmeye geldim canınız sağolsun

Candan Erçetin - Canı Sağolsun


sevenin de sövenin de ah edenin de
ah canı sağolsun
gelenin de gidenin de dönmeyenin de
ah canı sağolsun

bu dünyaya sevmeye geldim
eşi dostu görmeye geldim

mutlu oldum dertli oldum
aşk uğruna sarhoş oldum
hancı oldum yolcu oldum
meşk uğruna sırdaş oldum

güçlü oldum suçlu oldum
dost uğruna yoldaş oldum
hem soruldum hem sürüldüm ben
ama hepinizin canı sağolsun

soranın da bilenin de öğrenenin de
ah canı sağolsun
alanın da verenin de isteyenin de
ah canı sağolsun

20 Eylül 2011 Salı

Nasıl yaparım nasıl ederim bilemiyorum ama şu patavatsızlığıma artık bir son vermeliyim. Patavatsızlık derken de sürekliliği olan bir durum değil aslında. Önceden ve sonradan da olan bir durum değil. Anlayamıyorum ki kendimi bazen bir bakmışsın alakasız bir kelime yada hiç olmadık yerde olmadık kişilere karşı bir cümle... sonrası tabiikide kendi kendime serzeniş. Susamadın yine patladın dimi atladın yok duramazsın illaki bi laf atıcaksın ortaya konuşmazsan olmaz çatlarsın tıkan emiiiiiii. Şu dilimden çektiğimi hiç bişiden çekmedim yani. Yok kimsenin bişey dediğide ben anlıyorum ağzımdan çıktığı an of Aslı offfff sus sussssssss.....Rahatsızlığım konuştuğum da değil, yanlış anlaşılmak. Aslında söylemek istemediğim şeyi sanki ben değilde başkası söylüyormuş gibi ben olmadığım gibi kendime bile yabancı kalıyorum bir an. Bir dengesiz bir şaşkın haller. Aklı başında, ağır, ne yaptığını bilen ne dediğini bilen diye tanımlar beni arkadaşlarım ve tercih edilen aranan , fikirleri ön planda tutulan bir kişiyimdir oysa. Ama bazen ''nasılsınız'' diyecekken sanki kırk yıllık arkadaşımmış gibi ''naber'' diye pat diye çıkıveriyor ağzımdan karşımdaki de zonk tabiii ne diyor bu falan halinde ve ye dur kendini sana yakıştımı, sen bu değilsin, niye yanlış bir profil çiziyorsun diye diye buna benzer bir çok komediye kurban yaptım kendimi bu sonuncusuydu daha kötüleri de oldu tabii ama artık gerçekten kendine gel diyorum başka birşey demiyorum............

5 Eylül 2011 Pazartesi

Deniz Eymen Bebek için yaptığımız hazırlıklar

Deniz Eymen Bebek geliyor. Canım arkadaşım Pervinim yarın sabah kısmetse bebişini kucağına alıcak. Dokuz aylık heyecanlı bekleyiş artık son buluyor ve Allahın izniyle ailesinin arasına katılıyor.Allah uzun, sağlıklı, başarılı, mutlu ömürler versin diyorum ve bu bekleyiş süresince biz de onun için yaptığımız cici bicilerle karşılamaya hazırız artık. Uzun bir süredir arkadaşımla oturup düşündük neler yapabiliriz diye ve harekete geçtik. İnternet sitelerini dolaştık, alternatifleri gözden geçirdik, çok güzel ürünler gördük gerek bloglarda gerekse bebekler için yapılan organizasyon firmalarında bayıldık hepsine fakat ikimizinde içinden geçen neden biz yapmayalım oldu. Evet evet niye yapamayalım ki hem alışveriş aşaması hem de hazırlama aşaması çok eğlenceli olur. Hadi o zaman işe koyulalım dedik veee yaptık....Önce şööyle bir alışverişe çıkalım bakalım neler olucak düşüncesiyle, tüm yaptıklarımız tamamen alışveriş esnasında o olur bu olmaz derken şekillendi ve malzemeler tamamlandı.Çok komik anlar da yaşamadık değil yani. Şimdi malzemeleri alıyoruz ama yeter miii yetmez mi ? Acaba bu boncuk mu olsa evet o çok güzel bir başakasını görünce ay bu tüü kaka bunu bırakalım şunu alalım derkeen tezgahtarlar bizden sıkıldı biz alıp geri bırakmaktan kararsızlıktan sıkılmadık. Elimize aldığımız herşeyi biryerlere yapıştırıp takıp takıştırmaktan kaç saat geçirmişiz aynı dükkanda kaç kere fikir değiştirmişiz bilmem kendimize baya güldük yani. Bu arada malzemeleri tahtakale yada mısır çarşısı falan oralardan almadık kendi semtimizde geze geze, sora sora tamamen elde ne var önümüze ne çıktı doğaçlama yaptık. Ramazan olması da çok iyi oldu bir akşam bende bir akşam onda derken yavaş yavaş hazırladık.Sonuç bizi çok memnun etti. Gerçekten çok iyi bir iş çıkarttığımızı düşünüyorum ve uyumlu renkler, göze hitap eden estetik ürünler oldu. Hadi bakalım Deniz Eymen bebek için neler yapmışız hepberaber görelim..... 


Bu sepeti hastaneye gelen ziyaretçilere çikolata ikram etmek için hazırladık


Sepetimizin içine koyacağımız çikolatalara kutu yaptık. İnternetten  gördüklerimizden farklı birşey olabilir diye düşündüm.Şablon çıkartıp kırtasiyeden aldığım aynalı kartonları keserek çok şeker oldular.Seviyorum ben böyle şeylerle uğraşmayı. En çok ta neyi farkettim bunları hazırlarken biliyormusunuz dünyayla alkam kesiliyor ve mutlu oluyorum pc ye bile bakmamışım farkında değilim bir hafta boyunca....



Evlerimizde günlük kullandığımız plastik çay tepsisine bakarmısınız ne hale geldi gelin gibi oldu maaşallah. Bebişe mevlüt yaparken loğusa şerbetlerimizi bu tepsiyle dağıtıcakmışız.....Yanında çikolata sepetimiz, şerbet bardaklarımız ve çikolatalarımız.....




Bardaklarımızı da sülediiiikkk minicik minicik hanım hanımcık bardaklar


Eveet şimdide yine mevlütte dağıtacağımız lavantalarımız ve lavanta sepetimiz...
.Ayrıca kapı süsümüz ve strafor nazar boncuğumuz ve de hastane süslerimiz de var tabii ama onları biz yapmadık aldık o yüzden burada değiller ( biraz daha gayret etsek onları da yapardık :)))  )










29 Ağustos 2011 Pazartesi

30 Ağustos Zafer Bayramı Ve Ramazan Bayramı Herkese Kutlu Olsun



Bugün iki bayram bir arada kutlanırken ben de buradan blogumun doğum gününü kutlayayım bari...Bugün tam dört yıl bitti blogumu açalı seneler ne kadar çabuk geçiyor. Her gün deliler gibi blog takibi yapardım ve yeni yorum gelmiş mi diye heyecanlanırdım. :)) Yaptıklarımın resimlerini çekerken ev halkının bana gülmesi, hadi bakalım bu blog sayesinde birşeyler yiyicez galiba diye dalga geçmeleri dün gibi.... Ehhhh zaman geçiyor ilgi alanları değiştikçe bazıları ihmal edilebiliyor tabiii ama blogumu ihmal edeceğimi pek sanmıyorum. Her ne kadar sanal bir uğraşı olsada sıkılıp yapıcak birşeyler bulamadığımda atıyorum kendimi buraya ve çok keyifli saatler geçiriyorum diyebilirim. Blogları gezmek, kim ne yapmış ne yazmış okumak, oldukça keyifli. İyiki açmışım seni blogum. Beşinci yaşın kutlu olsun sağlıkla başarıyla beraber nice yıllara.......

14 Ağustos 2011 Pazar

Mayalı Poğaça



Malzemeler

1 bardak ılık süt
yarım paket margarin
margarinden az fazla sıvıyağ
1 yemek kaşığı dolusu şeker
1 şeker kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
1 paket maya
Alabildiği kadar un

Hazırlanışı

Malzemeler karıştırılıp hamur yoğurulur. Mayası gelinceye kadar dinlendirilir. Kabarınca küçük parçalar koparıp istediğiniz şekli vererek üzerine de istediğiniz susam veya çörekotu gibi süslemelerle yağlanmış tepsiye dizip 170 derecede pişiriniz. Afiyet olsun

13 Ağustos 2011 Cumartesi

Biraz önce NASIL BİR KOKUSUNUZ adı altında bir test çözdüm sonuç tam da beni anlatıyor.
Pek inanmam bu tür testlere ama bu hoşuma gitti arada tutuyor demekki :)))


Çiçekli
Bahar kadar neşeli ve renkli bir kişiliğe sahipsiniz. Neşenize doyum olmuyor. İçiniz her daim kıpır kıpır. Hüznünüz en fazla sabah mahmurluğu kadar. Bir yandan da kırılgansınız. Size dokunmadan önce çok dikkatli olması gerektiğini bilmeli insan. Kıymetinizi ancak doğayla aranızdaki benzerliği fark edenler anlayabilir.

3 Ağustos 2011 Çarşamba

Browni Kurabiye



Uzun süren bir tatilden sonra tekrar merhaba herkese. Birbuçuk aylık bir dinlenmeden sonra evimde olmak çok güzel. Her ne kadar sevdiğimiz insanlarla beraber olsakta ait olamama gibi bir durum oluyor insanda ve evini özlüyor açıkçası. Bafra'dayken pek mutfağa girdim diyemem genelde evin büyükleri yemek işleriyle ilgilendikleri için bize de arada bir pasta, kurabiye gibi atıştırmalıklar düştü. Yalnız yaptığım kurabiyeler çok beğenildi hem de ilk defa denememe rağmen. Başarımı tek başıma kutlamak istemiyorum çünkü başarımın sırrı her daim denenmiş ve garantisi olan blog arkadaşlarımın tariflerinde ve hamaratlıklarında. Herkeslere teşekkür ediyorum iyiki varsınız:))))
Browni kurabiyeyi siteleri gezerken görmüştüm ama hangi sitede gördüğümü hala hatırlayamıyorum. Resimde gördüğünüz brownileri ben yaptım şekerler evet çok güzel oldular. Misafir gelicekti ve alelacele internete girdim söylediğim gibi ismini hatırlayamadığım blogdan tarifi yazdım pc yi kapattım. Yaparken acaba tutucakmı, dağılırmı ya olmazsa diyerek fırının başında bekleyerek pişirdim. Çıkar çıkmaz azım yansada lezzet testi yapıldı onaylandıktan sonrada şerbetlendi. Hiç korktuğum gibi olmadı hani yani işin sonunda beceriksizliğim de ortaya çıkıcak ya çooook üzülürüm sonra derken tarife geçelim isterseniz.......

MALZEMELER
1 paket oda sıcaklığında margarin
2 adet oda sıcaklığında yumurta
1 çay bardağı sıvı yağ
2 kahve fincanı toz şeker
50 gr.kakao
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un

SOSU
1 su bardağı soğuk süt
1 su bardağı toz şeker

Hazırlanışı

Malzemeleri elinizle yoğurup kulak memesi kıvamında elinize yapışmayacak şekilde bir hamurunuz olsun. Ceviz büyüklüğünde yuvarlayarak yağlı kağıt serdiğiniz tepsiye dizin ve 170 derece de pişirin. 20 dakika gibi bir sürede pişiyor zaten üzeri çatlayınca anlarsınız.Diğer taraftan süt ve şekeri soğuk olarak karıştırıp şekeri erittikten sonra fırından çıkardığınız sıcak kurabiyeleri karışımda ıslatıp bir borcama dizin ve kalan sütü de üzerinde gezdirin. Ben fazla gelir diye düşündüm çok ıslanır iyi olmaz gibi geldi ama sütü çekince gayet güzel toparladı içi de kıvamındaydı. Afiyet olsun.......

11 Haziran 2011 Cumartesi

Gereksiz stres ve miğdede patlama

Bugün çok sinir bozucu geçti. Akşama kadar pijamalar çıkmadan evde dolaşıp durdum. Evi süpürmeliyim diye diye hava karardı. Yapılan iş sadece yatak toplamak ve bılaşıkları yerleştirmek. Kahvaltı ve akşam yemeği dayanışma ile eş durumundan keyifliydi(Sağolsun evde olduğu zamanlar mutfağa sokmaz beni)Günün sonunda arkadaşla yürüyüşe çıkmak istedik ve yürüyüş bana zehir oldu. Miğde ağrısı ve amansız bir sancı eve zor attım kendimi. Gecenin bu saati oldu hala miğdem bulanıyor. Aşağıdaki yazıyla ne kadar ters düşen bir yazı oldu ama ne yapalım gönül her zaman şeker yemiyor bazen sıkıntılı ve stresli günler de oluyor bu günkü gibi mesela evden çıkmadan paspal paspal dolaşırsan ruh hali otomatikman vücuda baskı yapıp biyerlerden fışkırtıyor. Hoş yarın da farklı olacağı yok ya oy kullanmak için çıkarım işte dışarıya ondan sonra yine aynı yine aynı...........Şu ara herşey çok gereksiz ve anlamsız.....fakat geçicek biliyorum haftaya yolculuk var ( bavulları biri hazırlasa hayır demeyeceğim herşey zor geliyor olmasa da olur) 18 i akşamı çıkıyoruz kısmetse gece 11 gibi yazlıkta oluruz. Pazar günü de ilk iş annemi görmeye giderim kalabalık iyi gelicek günlerin nasıl geçtiğini anlamam.Hava durumu da kendini şubat zannetmezse eğer denize gireriz inşallah. Geçen sene giremedik te temmuzun sonuna kadar gün göstermedi Karadeniz.Bu sene de farklı olacağını sanmıyorum. İnşallah tam tersi olur ama bugünün psikolojisi bana hiçbirşeyi iyi göstermiyor yarın belki değişirim bakarsınız gökkuşağı girmiş içime.....