14 Şubat 2012 Salı



Dün eşim kızımı da aldı dışarı dolaşmaya çıktılar. Ben de evde işlerimi yapıyorum. Telefon çaldı sevgili eşim arıyor.

''Bidenemm sana sevgililer günü hediyesi alıyorum ama önce sana bir sormak istedim''.
Benden bir kahkaha ''hahahahahaaaaaa''

''Özgür lütfen bana ızgara, tost, most makinesi yada tabak çanak alma ne olur hatta hiçbirşey alma relax ol gez toz eve gel''.

'' Yoook yaaa hani bakmıştık ya yürüyüş bandı onu alıcam yine de bir soruyim dedim sana''.

''iyi al''.

Alet alındı bir iki güne kadar evde olur. 18 yıllık evliliğimizde her doğumgünü, yıldönümü falan filan aldığım hediyeleri şöyle bir düşündüm de gerçekten de çok güldüm. Bunca yıldır hep yemeye çalışmışız. Mutfaktan çıkmamışız şimdi de eritmek için çalışıyoruz. Yemenin sonucu ortada bakalım yürüme bandı ne sonuç vericek haydi bize kolay gele:)))

Tüm sevgililerin, evlilerin, nişanlıların, uzaktan sevenlerin, yanında olup söyleyemeyenlerin, söylese de fark edilmeyenlerin, sevgililer gününe ne gerek var diyip depresyona girenlerin ömür boyu aşksız sevgisiz yaşamaması dileğiyle her gününüz sevgilili olsun diyorum byyy.....

8 Kasım 2011 Salı

Bugün doğum günüm :))) Kurban bayramınızı kutluyorum ve Haşhaşlı Revani


Giriş, gelişme ve sonuç olarak yaşıyoruz hayatımızı.
Nerden geldiğimiz ve nereye varacağımız konusunda bilinmeyen bir ara yolculuk serüveni.
Doğumla birlikte girişini yaptığımız bu hayatın, içinde bize verilen rolleri layıkıyla yerine getirmeye çalışıyoruz. Ya oynayabiliyoruz hakkını vererek ya seyirci kalıyoruz bazı bölümlerinde. Sonuçta seyirci de olsak o da verilmiş bir rol bizlere. Yolculuğumuz süresince, üzerinde bulunduğumuz bu tiyatro sahnesinin neresindeyiz acaba?
Tiyatro bittiğinde nasıl bir tat bırakacak hafızalarda?
Hep sorarım kendime bu tarz soruları. Geriye dönüp baktığımda neler yapmışım, neler yapmamışım ya da yapamamışım diye. Yaptıklarım bana hep daha yenileri için yol açar fakat yapamadıklarım da bir sonraki sahnelerde oynanacakmış gibi gelir.
Hayat bu kim bilir oynanmamış çook sahneler var daha.
Umarım herkes hayata seyircisi dolu bir sahnede alkışlar içerisinde bir oyun sergilesin.
Tarif için kısa bir ara..........
Evettt tarifimiz geldii
4 yumurta
1 bardak şeker
1 bardak sıvıyağ
1 bardak un
1 bardak irmik
2 paket kabartma tozu
yarım bardak haşhaş
şerbet için
1 buçuk bardak şeker
3 bardak su
üzerine
1 paket krem şanti
1 bardak süt
Hazırlanışı
Yumurtaları ve şekeri karıştırdıktan sonra sıvı yağı ilave ediyoruz. İyice karıştırdıktan sonra başka bir kapta harmanladığımız un, haşhaş, irmik ve kabartma tozunu da karışıma ilave edip yağlanmış kalıba döküyoruz. 170 derecede pişiriyoruz.
Şerbeti ister sıcak suyun içinde şekeri eriterek, istersek ateşin üstünde kaynatarak hazırlayabiliriz. Kekin üstüne dökerek çekmesini beklerken bir paket krem şantiyle sütü de mixer de çırpıp soğuyan tatlının üzerini süsleriz. Afiyet olsun....
Not: Ölçüler büyük borcam kalıp için...

13 Ekim 2011 Perşembe

Yürüyüşe başladım yine. En tempolusundan en hızlısından. Ne var ki sonuç alınacak gibi değil durum. Zaman zaman yürüyüşler yaparım ve birkaç ay içinde belirgin kilo veririm fakat bu sefer terleyememe gibi bir sorunum var sanıyorum. Normalde çok çabuk terleyen ve yürüyüş yaptığımda su gibi olan bir bünyeye sahibim.Ama bu sefer sadece nemleniyorum ve yürüyüşten sonra hafiflemiş hissetmiyorum aksine bacaklarım ve ayaklarım şişiyor hızım kesiliyor. Yine de pes etmeye niyetim yok havalar soğuyuncaya kadar devam etmeyi düşünüyorum. Sabahları kızımı okula bıraktıktan sonra sahile iniyoruz arkadaşımla saat 10:00'a kadar yürüyüş bittikten sonra biraz da aletlerde çalışıyoruz iyi geliyor. Hava durumu çok güzel bu aralar, sahil pırıl pırıl ışıldıyor sabah saatlerinde. Sonbahar da olsa bahar havası var dışarıda. Açık hava enerji veriyor insana. Zaten pek severim denizi de deniz olmayan yerde yaşayamam gibi gelir bana. Açık hava, deniz, yürüyüş inşallah işe yarar bu uğraşılar eğer bir sonuç alamazsam çok katı kurallarla kendimi aç bırakacağım yoksa ben beni sevmeyeceğim. Ne yapayım istemiyorum hımbıl hımbıl ağır hareket eden bir beden olmayı. Çevik olmalıyım, hızlı hareket etmeliyim. Bu arada yıllardır çok büyük rakamlar görmediysem de tartıda artık yeteeerrr derecesinde bıkmış durumdayım kilo koruma durumundan hep dikkat hep dikkat. BEN DE KIZARMIŞ EKMEĞİN ÜZERİNE TEREYAĞI VE BAL SÜRMEK İSTİYORUMMMM...............ve neden se aaaa kilo almak istemiyorum :)))

25 Eylül 2011 Pazar

Bu dünyaya sevmeye geldim canınız sağolsun

Candan Erçetin - Canı Sağolsun


sevenin de sövenin de ah edenin de
ah canı sağolsun
gelenin de gidenin de dönmeyenin de
ah canı sağolsun

bu dünyaya sevmeye geldim
eşi dostu görmeye geldim

mutlu oldum dertli oldum
aşk uğruna sarhoş oldum
hancı oldum yolcu oldum
meşk uğruna sırdaş oldum

güçlü oldum suçlu oldum
dost uğruna yoldaş oldum
hem soruldum hem sürüldüm ben
ama hepinizin canı sağolsun

soranın da bilenin de öğrenenin de
ah canı sağolsun
alanın da verenin de isteyenin de
ah canı sağolsun

20 Eylül 2011 Salı

Nasıl yaparım nasıl ederim bilemiyorum ama şu patavatsızlığıma artık bir son vermeliyim. Patavatsızlık derken de sürekliliği olan bir durum değil aslında. Önceden ve sonradan da olan bir durum değil. Anlayamıyorum ki kendimi bazen bir bakmışsın alakasız bir kelime yada hiç olmadık yerde olmadık kişilere karşı bir cümle... sonrası tabiikide kendi kendime serzeniş. Susamadın yine patladın dimi atladın yok duramazsın illaki bi laf atıcaksın ortaya konuşmazsan olmaz çatlarsın tıkan emiiiiiii. Şu dilimden çektiğimi hiç bişiden çekmedim yani. Yok kimsenin bişey dediğide ben anlıyorum ağzımdan çıktığı an of Aslı offfff sus sussssssss.....Rahatsızlığım konuştuğum da değil, yanlış anlaşılmak. Aslında söylemek istemediğim şeyi sanki ben değilde başkası söylüyormuş gibi ben olmadığım gibi kendime bile yabancı kalıyorum bir an. Bir dengesiz bir şaşkın haller. Aklı başında, ağır, ne yaptığını bilen ne dediğini bilen diye tanımlar beni arkadaşlarım ve tercih edilen aranan , fikirleri ön planda tutulan bir kişiyimdir oysa. Ama bazen ''nasılsınız'' diyecekken sanki kırk yıllık arkadaşımmış gibi ''naber'' diye pat diye çıkıveriyor ağzımdan karşımdaki de zonk tabiii ne diyor bu falan halinde ve ye dur kendini sana yakıştımı, sen bu değilsin, niye yanlış bir profil çiziyorsun diye diye buna benzer bir çok komediye kurban yaptım kendimi bu sonuncusuydu daha kötüleri de oldu tabii ama artık gerçekten kendine gel diyorum başka birşey demiyorum............

5 Eylül 2011 Pazartesi

Deniz Eymen Bebek için yaptığımız hazırlıklar

Deniz Eymen Bebek geliyor. Canım arkadaşım Pervinim yarın sabah kısmetse bebişini kucağına alıcak. Dokuz aylık heyecanlı bekleyiş artık son buluyor ve Allahın izniyle ailesinin arasına katılıyor.Allah uzun, sağlıklı, başarılı, mutlu ömürler versin diyorum ve bu bekleyiş süresince biz de onun için yaptığımız cici bicilerle karşılamaya hazırız artık. Uzun bir süredir arkadaşımla oturup düşündük neler yapabiliriz diye ve harekete geçtik. İnternet sitelerini dolaştık, alternatifleri gözden geçirdik, çok güzel ürünler gördük gerek bloglarda gerekse bebekler için yapılan organizasyon firmalarında bayıldık hepsine fakat ikimizinde içinden geçen neden biz yapmayalım oldu. Evet evet niye yapamayalım ki hem alışveriş aşaması hem de hazırlama aşaması çok eğlenceli olur. Hadi o zaman işe koyulalım dedik veee yaptık....Önce şööyle bir alışverişe çıkalım bakalım neler olucak düşüncesiyle, tüm yaptıklarımız tamamen alışveriş esnasında o olur bu olmaz derken şekillendi ve malzemeler tamamlandı.Çok komik anlar da yaşamadık değil yani. Şimdi malzemeleri alıyoruz ama yeter miii yetmez mi ? Acaba bu boncuk mu olsa evet o çok güzel bir başakasını görünce ay bu tüü kaka bunu bırakalım şunu alalım derkeen tezgahtarlar bizden sıkıldı biz alıp geri bırakmaktan kararsızlıktan sıkılmadık. Elimize aldığımız herşeyi biryerlere yapıştırıp takıp takıştırmaktan kaç saat geçirmişiz aynı dükkanda kaç kere fikir değiştirmişiz bilmem kendimize baya güldük yani. Bu arada malzemeleri tahtakale yada mısır çarşısı falan oralardan almadık kendi semtimizde geze geze, sora sora tamamen elde ne var önümüze ne çıktı doğaçlama yaptık. Ramazan olması da çok iyi oldu bir akşam bende bir akşam onda derken yavaş yavaş hazırladık.Sonuç bizi çok memnun etti. Gerçekten çok iyi bir iş çıkarttığımızı düşünüyorum ve uyumlu renkler, göze hitap eden estetik ürünler oldu. Hadi bakalım Deniz Eymen bebek için neler yapmışız hepberaber görelim..... 


Bu sepeti hastaneye gelen ziyaretçilere çikolata ikram etmek için hazırladık


Sepetimizin içine koyacağımız çikolatalara kutu yaptık. İnternetten  gördüklerimizden farklı birşey olabilir diye düşündüm.Şablon çıkartıp kırtasiyeden aldığım aynalı kartonları keserek çok şeker oldular.Seviyorum ben böyle şeylerle uğraşmayı. En çok ta neyi farkettim bunları hazırlarken biliyormusunuz dünyayla alkam kesiliyor ve mutlu oluyorum pc ye bile bakmamışım farkında değilim bir hafta boyunca....



Evlerimizde günlük kullandığımız plastik çay tepsisine bakarmısınız ne hale geldi gelin gibi oldu maaşallah. Bebişe mevlüt yaparken loğusa şerbetlerimizi bu tepsiyle dağıtıcakmışız.....Yanında çikolata sepetimiz, şerbet bardaklarımız ve çikolatalarımız.....




Bardaklarımızı da sülediiiikkk minicik minicik hanım hanımcık bardaklar


Eveet şimdide yine mevlütte dağıtacağımız lavantalarımız ve lavanta sepetimiz...
.Ayrıca kapı süsümüz ve strafor nazar boncuğumuz ve de hastane süslerimiz de var tabii ama onları biz yapmadık aldık o yüzden burada değiller ( biraz daha gayret etsek onları da yapardık :)))  )










29 Ağustos 2011 Pazartesi

30 Ağustos Zafer Bayramı Ve Ramazan Bayramı Herkese Kutlu Olsun



Bugün iki bayram bir arada kutlanırken ben de buradan blogumun doğum gününü kutlayayım bari...Bugün tam dört yıl bitti blogumu açalı seneler ne kadar çabuk geçiyor. Her gün deliler gibi blog takibi yapardım ve yeni yorum gelmiş mi diye heyecanlanırdım. :)) Yaptıklarımın resimlerini çekerken ev halkının bana gülmesi, hadi bakalım bu blog sayesinde birşeyler yiyicez galiba diye dalga geçmeleri dün gibi.... Ehhhh zaman geçiyor ilgi alanları değiştikçe bazıları ihmal edilebiliyor tabiii ama blogumu ihmal edeceğimi pek sanmıyorum. Her ne kadar sanal bir uğraşı olsada sıkılıp yapıcak birşeyler bulamadığımda atıyorum kendimi buraya ve çok keyifli saatler geçiriyorum diyebilirim. Blogları gezmek, kim ne yapmış ne yazmış okumak, oldukça keyifli. İyiki açmışım seni blogum. Beşinci yaşın kutlu olsun sağlıkla başarıyla beraber nice yıllara.......

14 Ağustos 2011 Pazar

Mayalı Poğaça



Malzemeler

1 bardak ılık süt
yarım paket margarin
margarinden az fazla sıvıyağ
1 yemek kaşığı dolusu şeker
1 şeker kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
1 paket maya
Alabildiği kadar un

Hazırlanışı

Malzemeler karıştırılıp hamur yoğurulur. Mayası gelinceye kadar dinlendirilir. Kabarınca küçük parçalar koparıp istediğiniz şekli vererek üzerine de istediğiniz susam veya çörekotu gibi süslemelerle yağlanmış tepsiye dizip 170 derecede pişiriniz. Afiyet olsun